BEYNİNİZİ RAHAT BIRAKIN

SAAT 22.20 VE SİZ HÂLÂ OFİSTESİNİZ. BİRAZDAN TEMİZLİK EKİBİ GELECEK, ELEKTRİKLİ SÜPÜRGELER ÇALIŞMAYA BAŞLAYACAK VE SİZ DÜŞÜNEBİLMEK İÇİN KULAKLIKLARINIZI TAKMAK ZORUNDA KALACAKSINIZ.

Eşiniz arayacak ve sizi bekleyip beklemeyeceğini soracak. Boş ekrana bakıp dururken ona, “Birazdan çıkıyorum” diyeceksiniz. Saatler geçti ve siz kayda değer bir şey üretemediniz. Fakat nedenini bilmediğiniz bir şekilde çıkıp gitmeye de içiniz el vermiyor. Şu anda bile cevap çok yakında görünüyor. Eğer işiniz yaratıcı düşünmeyi gerektiriyorsa bu gibi durumlarla karşılaşmanız, kendinizi tıkanıp kalmış hissetmeniz doğaldır. Bir projeye nasıl başlayacağınızı, bir müşteriden gelen e-postaya nasıl cevap vereceğinizi veya gelen bir sunumu nasıl düzenleyebileceğinizi bilemiyor olabilirsiniz. Verimli olmak istiyorsunuz fakat sorunu zihninizde defalarca düşündüğünüzde kendinizi aynı olan bir sürü engeli aşmak zorunda hissediyorsunuz.

Bu gibi durumlarda genel reaksiyon, ortaya koyduğunuz çabayı iki katına çıkartmaktır. Kim çok çaba gösterdiğine dair bir hikâyeden hoşlanmaz ki? Birçoğumuza bulunduğumuz nokta ile başarılı bir sonuç arasındaki tek köprünün çok çalışmak olduğu öğretildi.

Buna karşın araştırmacılar, bize bambaşka bir şey söylüyor. Her ne kadar dayanıklılık gerekli olsa da yaratıcı çözümler ortaya koymak söz konusu olduğunda aşırı kararlılık geri tepebiliyor.  Bir sorun hakkında düşünürken aslında komik bir şey oluyor. Planlama ve programlamaya daha fazla zaman ayırdıkça odaklanma oranınız azalıyor.  Aslında bu durum, hepimizin aşina olduğu bir deneyim. Bir sorunla ilk kez karşılaştığınızda bazı çözümler anında aklınıza gelir. Aslında hiçbiri tamamen doğru değildir bu nedenle konuyu bir kez daha gözden geçirirsiniz, taze bir bakış açısı oluşturmaya çalışırsınız ve sonra başka bir bakış açısı daha gelir… Siz daha farkına varamadan verimliliğinizi düşüren şeyler meydana gelmeye başlar. Büyük resmi gözden kaybedersiniz ve detaylara takılıp kalırsınız. Daha fazla zorladığınızda ise yeni ve etkili fikirlerin aklınıza gelme olasılığı daha da düşer. Bu noktada, ortaya koyduğunuz çabalara karşın oluşturduğunuz sonuçların sayısı azalmaya başlar.

PEKİ, NE YAPMALISINIZ?
Çoğumuzun bildiği gibi üç günlük bir uzun hafta sonu bakış açımızın tazelenmemesini sağlayabilir ama özellikle termini net olan işlerde bu tür bir fırsatı kullanmak her zaman söz konusu olmayabilir. Fakat bu, günlük işlerimizdeki psikolojik mesafenin avantajlarını kullanamayacağımız anlamına gelmez. İşte işinize yarayabilecek üç uygulama:

A.15 DAKİKADAN FAZLA SÜREDİR TIKANMA MI YAŞIYORSUNUZ? BAŞKA İŞE GEÇİN.
İyi bir gelişme kaydederken dikkatimizi dağıtacak unsurlarla ilgilenmek, odaklanmamızı bozabilir. Fakat tıkanma hissettiğimiz anda kurallar değişir. Bu noktada zamanı iyi ayarlanmış dikkat dağıtıcı bir iş, yaratıcılığınızı artırabilir.

Bir sorunla ilgilenmeyi bıraktığımızda perspektifimiz genişler. Bu, birçok konuyla ilgili en iyi fikirlerin ve çözümlerin neden duşta, eve dönerken yolda veya spor salonunda aklımıza geldiğinin de açıklamasıdır. Konuyla ilgili olmayan başka bir işe dikkatimizi yönlendirmek, psikologların “kuluçka” olarak adlandırdığı bilinçdışı düşünme için de bir imkân sağlar. Araştırmalar gösteriyor ki dikkatimizin kısa süreliğine dağılmasından sonra bir sorunla ilgili üretebildiğimiz yaratıcı çözümler, o soruna tamamen odaklanma sonucunda ürettiklerimizden daha fazla oluyor.

 

Buradaki püf noktası ne zaman tıkandığınızın farkına varmak ve ısrarla onu düşünmeye yönelik güdünün üstesinden gelebilmek. Birçok durumda, cesaretimizin kırıldığı anlarda bile, uzaklaşıp gittiğimizde daha yararlı sonuçlar ortaya koyabildiğimiz bir gerçektir.

  1. YARATICI DÜŞÜNMEYİ GEREKTİREN İŞLER İÇİN FARKLI GÜNLERE DAĞILMIŞ BİRDEN FAZLA OTURUM PLANLAYIN
    Zorlu bir sorunu çözmenin genelde en etkili yolu onun hakkında çok derinlemesine düşünme ile stratejik olarak dikkatinizi başka noktalara kaydırma arasında seçim yapmaktır. Yaratıcılık gerektiren bir proje için tek bir blok zaman ayırmak yerine daha kısa ve daha sık oturumlar planlayın. Birden fazla oturumdan oluşan bir düşünme süreci planladığınızda işinizden birkaç kereliğine uzaklaşmanızı ve böylece odağınızın genişlemesini garanti altına alırsınız.

C.AKLINIZI DİNLENDİRECEK ZAMAN ARALIKLARI OLUŞTURUN
Yaratıcı çözümler genelde ofisteyken aklımıza gelmez. Bu nedenle hareket halindeyken de üzerinde düşünebileceğiniz sorunların bir listesini hazırda bulundurun. Aklınızı dinlendireceğiniz serbest zaman aralığına girmeden hemen önce listenize bir göz gezdirin. Bu bir sandviç almaya giderken veya bir toplantı için yola çıkarken olabilir. Yeni bir bağlam, daha taze bir perspektife zemin hazırlayabilir.

Psikolojik mesafenin gücünden yararlanmanın anahtarı, en iyi fikirlerin genellikle,  kendimizi daha fazla çalışmaya zorladığımız anlarda ortaya çıkmadığı gerçeğini kabul etmektir. Bu fikirler, gözümüzü başka bir yere çevirdiğimiz anda aklımıza sızmaya başlar.

Bu makale hbr.org sitesinde yayımlanmıştır.

Copyright © 2014 Harvard Business School

 

 

Toplam 0 Oy
0

Lütfen görüşlerinizi bizimle paylaşın:

+ = Verify Human or Spambot ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir